Herkes doğumdan sonraki dönemin mutluluk dolu olmasını bekler. Bebek fotoğrafları, tebrik mesajları, ziyaretçiler… Oysa pek çok anne bu dönemde beklenmedik bir yorgunluk, ağlama nöbetleri, kaygı ve hatta bebeğine karşı bir uzaklık hissiyle karşılaşır. Bu duyguları yaşadığı için kendini suçlar, “kötü bir anne miyim?” diye düşünür ve çoğu zaman kimseye anlatamaz. Oysa doğum sonrası dönemde ruh hâlindeki değişiklikler son derece yaygındır ve çoğu zaman yardımla geçer. Bu yazıda doğum sonrası ruh hâlinin farklı biçimlerini ve ne zaman destek almak gerektiğini anlatmak istiyoruz.
Doğum sonrası hüzün
Annelerin yarısından fazlası doğumdan sonraki ilk birkaç gün içinde duygusal dalgalanmalar yaşar. Sebepsiz ağlamalar, alınganlık, kaygı, uykusuzluk ve kendini bunalmış hissetme bu dönemde sık görülür. Doğumla birlikte hormon düzeylerindeki ani değişim, uykusuzluk, doğumun bedensel yorgunluğu ve yeni sorumlulukların ağırlığı bu tabloya katkıda bulunur.
Doğum sonrası hüzün genellikle doğumdan sonraki üçüncü ile beşinci günler arasında belirginleşir ve iki hafta içinde kendiliğinden geçer. Bu dönemde dinlenmek, destek almak ve duyguları paylaşmak yeterlidir. Ancak belirtiler iki haftadan uzun sürerse ya da giderek ağırlaşırsa doğum sonrası depresyon açısından değerlendirme gerekir.
Doğum sonrası depresyon
Doğum sonrası depresyon, doğumdan sonraki haftalar ya da aylar içinde başlayan ve en az iki hafta süren bir depresyondur. Her yedi anneden birinde görüldüğü tahmin edilmektedir. Belirtileri şunlardır:
- Günün büyük bölümünde süren çökkünlük, boşluk hissi ya da sık ağlama
- Bebek de dahil olmak üzere her şeye karşı ilgi ve keyif kaybı
- Bebek uyurken bile uyuyamamak ya da tersine aşırı uyumak
- İştahta belirgin değişiklik
- Yoğun yorgunluk ve enerji kaybı
- Değersizlik, yetersizlik ve “iyi bir anne değilim” suçluluğu
- Odaklanmakta ve karar vermekte güçlük
- Bebeğe bağlanmakta zorlanma
- Ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşma
- Umutsuzluk ve kendine zarar verme düşünceleri
Doğum sonrası depresyon bir zayıflık ya da annelik becerisindeki bir eksiklik değildir; sevgi dolu ve özenli annelerde de görülebilir. Tedavi edilebilen bir hastalıktır ve ne kadar erken ele alınırsa hem anne hem de bebek için o kadar iyidir.
Kaygı ve takıntılar
Doğum sonrası dönemde depresyon kadar sık görülen bir diğer durum da kaygıdır. Bazı anneler bebeklerinin sağlığıyla ilgili sürekli endişe duyar, bebeğin nefes alıp almadığını gece defalarca kontrol eder, bir şey olacağı korkusuyla bebeği kimseye bırakamaz.
Bazı annelerde ise istenmeyen, ani ve rahatsız edici düşünceler ortaya çıkar: bebeğe yanlışlıkla zarar verme, onu düşürme ya da daha korkunç görüntüler. Bu düşünceler anneyi dehşete düşürür ve çoğu zaman kimseye söylenemez. Bu tablo doğum sonrası obsesif kompulsif bozukluk olarak adlandırılır. Bilmek önemlidir ki bu düşünceler annenin isteklerini yansıtmaz; tam tersine, annenin bu düşüncelerden duyduğu yoğun korku, bebeğine zarar vermek istemediğinin göstergesidir. Bu tablo tedaviye iyi yanıt verir.
Doğum sonrası psikoz, acil bir durum
Çok daha nadir görülen, ancak acil müdahale gerektiren bir durum doğum sonrası psikozdur. Genellikle doğumdan sonraki ilk iki hafta içinde, aniden başlar. Belirtileri arasında belirgin uykusuzluk, aşırı huzursuzluk ya da coşku, kafa karışıklığı, gerçek dışı inançlar, başkalarının duymadığı sesleri duymak ve garip davranışlar yer alır. Daha önce bipolar bozukluk ya da psikoz öyküsü olan kadınlarda risk daha yüksektir. Doğum sonrası psikoz, hem anne hem bebek için ciddi riskler taşır ve hemen tedavi edilmelidir. Bu belirtiler fark edildiğinde beklemeden acil servise başvurulmalıdır.
Risk etkenleri
Doğum sonrası ruh hâli sorunları her anneyi etkileyebilir; ancak bazı durumlar riski artırır:
- Daha önce depresyon, kaygı bozukluğu ya da bipolar bozukluk geçirmiş olmak
- Gebelik sırasında depresyon ya da kaygı yaşamak
- Önceki doğumdan sonra benzer sorunlar yaşamış olmak
- Ailede ruhsal hastalık öyküsü
- Zor ya da travmatik bir doğum deneyimi
- Erken doğum ya da bebeğin yoğun bakımda kalması
- Eş ve aileden yeterli destek alamamak
- Maddi sıkıntılar, ilişki sorunları ya da yakın zamanda yaşanan bir kayıp
- Emzirmede yaşanan zorluklar
Babalar da etkilenebilir
Doğum sonrası depresyon yalnızca annelerde görülmez. Babaların da yaklaşık onda birinde, özellikle bebeğin ilk yılında depresyon gelişebilir. Babalarda depresyon çoğu zaman sinirlilik, işe kaçma, alkol kullanımında artış ve aileden uzaklaşma biçiminde kendini gösterir. Annesi depresyonda olan ailelerde babalarda da risk artar. Her iki ebeveynin ruh sağlığına dikkat etmek, bebeğin sağlıklı gelişimi için de önemlidir.
Tedavi seçenekleri
Doğum sonrası depresyon ve kaygı tedavi edilebilir durumlardır. Hafif ve orta düzeydeki tablolarda psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi ve kişilerarası terapi, etkili seçeneklerdir. Belirtiler ağırsa ilaç tedavisi önerilir.
Pek çok anne, emzirme döneminde ilaç kullanmaktan çekinir. Ancak emzirmeyle birlikte kullanılabilecek, görece güvenli kabul edilen ilaç seçenekleri vardır. İlaç seçimi, annenin önceki deneyimleri, belirtilerin ağırlığı ve emzirme tercihi göz önüne alınarak birlikte yapılır. Tedavi edilmeyen depresyonun da hem anne hem bebek için riskleri olduğunu unutmamak gerekir.
“Kusursuz anne” beklentisi
Sosyal medyada paylaşılan düzenli evler, hep gülümseyen anneler ve sorunsuz uyuyan bebekler, yeni annelerin kendilerine yönelik beklentilerini gerçekçi olmayan bir düzeye taşıyabilir. Oysa bebeğin ilk aylarında evin dağınık olması, annenin günlerce aynı kıyafetle dolaşması, bazen bebeğin ağlamasına sabırsızlanması ve “eski hayatımı özlüyorum” demesi son derece olağandır. Anneliğe uyum zaman alır; bebeğe bağlanma da her zaman ilk anda, büyük bir sevgi dalgasıyla gelmez, çoğu zaman haftalar içinde yavaş yavaş gelişir. Bu gerçekleri bilmek, pek çok annenin kendini suçlamasını azaltır ve gerçek bir sorun olduğunda yardım istemesini kolaylaştırır.
Gebelikte başlayan belirtiler
Doğum sonrası depresyon olarak bilinen tabloların bir kısmı aslında gebelik sırasında başlar. Gebelikte süren çökkünlük, yoğun kaygı, uykusuzluk ya da doğumla ilgili aşırı korkular, doğumdan sonra da devam edebilir ya da ağırlaşabilir. Bu nedenle gebelik sırasında da ruh hâlinize dikkat etmeniz, kadın doğum uzmanınızla bu konuları konuşmanız ve gerekirse doğumdan önce psikiyatri değerlendirmesi almanız önemlidir. Daha önce depresyon ya da bipolar bozukluk geçirmiş kadınlarda, gebelik planlanırken tedavinin önceden birlikte düzenlenmesi riski belirgin biçimde azaltır.
Aile ve yakınların yapabilecekleri
Doğum sonrası dönemde annenin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri uykudur. Gece beslenmelerinden bazılarını üstlenmek, annenin birkaç saat kesintisiz uyumasını sağlamak, ev işlerini paylaşmak ve ziyaretçi trafiğini sınırlamak çok değerli desteklerdir. Annenin duygularını yargılamadan dinlemek, “ama bebeğin sağlıklı, mutlu olman gerekir” gibi cümlelerden kaçınmak ve gerektiğinde uzman desteği almaya cesaretlendirmek de önemlidir.
Ne zaman yardım almalı?
Belirtiler iki haftadan uzun sürüyorsa, giderek ağırlaşıyorsa, bebeğinize ya da kendinize bakmakta zorlanıyorsanız, rahatsız edici düşünceler sizi çok kaygılandırıyorsa ya da kendinize veya bebeğinize zarar verme düşünceleri ortaya çıktıysa beklemeden bir uzmana başvurun. Değerlendirme için bebeğinizle birlikte gelebilir, görüşmelerin bir kısmını online olarak planlayabilirsiniz. Yardım istemek, bebeğiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir; çünkü iyi olan bir anne, bebeğine de en iyi bakımı verebilir.
