İçeriğe geç
Yetişkinlerde ruh sağlığı: değerlendirme, tedavi ve izlemHafta içi 10.00 – 19.00
Yetişkin Psikiyatristierişkin psikiyatri muayenehanesi Randevu Al

Tanı ve Tedaviler

Psikoz ve şizofreni

Psikoz, kişinin gerçeklikle bağının zayıfladığı; sanrılar, varsanılar ve düşünce düzeninde bozulmalarla seyreden bir tablodur. Erken fark edilip tedavi edildiğinde iyileşme olasılığı belirgin biçimde artar.

Kısaca

Psikozda kişi başkalarının duymadığı sesleri duyabilir, kendisine zarar verileceğine ya da hakkında konuşulduğuna dair sarsılmaz inançlar taşıyabilir, düşünce ve konuşması dağınıklaşabilir. Şizofreni bu tabloların uzun süreli seyrettiği bir hastalıktır. Antipsikotik ilaçlar, psikoeğitim, aile desteği ve sosyal yaşama dönüş çalışmaları tedavinin temelidir.

Psikoz kelimesi pek çok kişiye korkutucu gelir; çoğu zaman filmlerdeki abartılı sahnelerle ya da yanlış haberlerle anılır. Oysa psikoz, beynin bilgiyi işleme biçiminde ortaya çıkan ve tedavi edilebilen bir sağlık sorunudur. Her yüz kişiden yaklaşık üçü yaşamının bir döneminde psikotik bir dönem geçirir. Bu dönemlerin önemli bir kısmı uygun tedaviyle tamamen ya da büyük ölçüde geriler. Psikoz yaşayan kişi “deli” değildir, tehlikeli de değildir; desteğe ve doğru tedaviye ihtiyacı olan biridir.

Psikoz içeriden nasıl hissettirir?

Psikoz çoğu zaman bir anda değil, haftalar ya da aylar içinde yavaş yavaş başlar. Kişi önce dünyanın biraz değiştiğini, sıradan şeylerin özel bir anlam taşıdığını hissetmeye başlar. Sokakta yürürken insanların kendisine baktığını, televizyonda söylenenlerin ona gönderilmiş mesajlar olduğunu düşünebilir. Uyku bozulur, dikkat dağılır, kaygı ve şüphecilik artar.

Belirtiler belirginleştiğinde şu deneyimler ortaya çıkabilir:

  • Varsanılar: Başkalarının duymadığı sesleri duymak, görmediği şeyleri görmek. En sık görülen, kişiye yorum yapan ya da emir veren sesler duymaktır.
  • Sanrılar: Takip edildiği, zehirlenmeye çalışıldığı, düşüncelerinin okunduğu ya da özel bir göreve seçildiği gibi, karşıt kanıtlara rağmen değişmeyen inançlar.
  • Dağınık düşünce ve konuşma: Konudan konuya atlama, cümleler arasındaki bağın kopması, başkalarının anlamakta zorlandığı bir konuşma.
  • Davranış değişiklikleri: Kendi bakımını ihmal etme, garip ya da amaçsız görünen davranışlar.

Bu deneyimler kişi için son derece gerçektir. Bu yüzden “bu sesler gerçek değil” diye ikna etmeye çalışmak çoğu zaman sonuç vermez; kişi korku, şaşkınlık ve yalnızlık içinde kalabilir.

Daha sessiz belirtiler

Psikozun yalnızca sesler ve sanrılardan ibaret olmadığını bilmek önemlidir. Özellikle şizofrenide, “negatif belirtiler” denilen daha sessiz ama günlük yaşamı derinden etkileyen değişiklikler de görülür: duyguları ifade etmekte azalma, konuşmanın kısalması, isteksizlik, bir işe başlayıp sürdürmekte güçlük, insanlardan uzaklaşma ve keyif alamama. Bunlara dikkat, bellek ve planlama gibi alanlardaki güçlükler eşlik edebilir. Bu belirtiler kimi zaman tembellik ya da ilgisizlik sanılır; oysa hastalığın bir parçasıdır ve tedavide ayrıca ele alınır.

Bir psikiyatrist ve genç bir erkek aydınlık ve güvenli bir görüşme odasında sakinçe konuşuyor.

Psikozun farklı biçimleri

  • Kısa psikotik bozukluk: Çoğu zaman ağır bir stresin ardından ani başlayan ve bir aydan kısa sürede tamamen geçen psikotik dönem.
  • Şizofreni: Belirtilerin altı aydan uzun sürdüğü, dönemler hâlinde ya da sürekli seyredebilen bir hastalık. Erken ve düzenli tedavi seyrini belirgin biçimde iyileştirir.
  • Şizoafektif bozukluk: Psikotik belirtilerle birlikte belirgin depresyon ya da mani dönemlerinin görüldüğü tablo.
  • Sanrılı bozukluk: Kişinin gündelik işlevselliği görece korunurken tek bir konuda, örneğin kıskançlık ya da takip edilme konusunda süreğen sanrılar taşıması.
  • Duygudurum bozukluklarında psikoz: Ağır depresyon ya da mani dönemlerinde de psikotik belirtiler görülebilir.
  • Madde ya da tıbbi duruma bağlı psikoz: Esrar, uyarıcılar ve bazı sentetik maddeler, alkol yoksunluğu, bazı ilaçlar, beyin hastalıkları ve hormonal bozukluklar psikoza yol açabilir.

Neden ortaya çıkar?

Psikozun tek bir nedeni yoktur. Kalıtsal yatkınlık, beynin gelişimiyle ilgili etkenler, kimyasal ileticilerdeki dengesizlikler ve çevresel etkenler birlikte rol oynar. Ergenlik ve genç yetişkinlik, ilk belirtilerin en sık görüldüğü dönemdir. Esrar kullanımı, özellikle erken yaşta ve yoğun kullanıldığında, yatkın kişilerde psikoz riskini belirgin biçimde artırır. Uykusuzluk, ağır stres, göç, yalnızlık ve travmatik yaşantılar da tetikleyici olabilir.

Erken dönemin önemi

Psikozda tedaviye ne kadar erken başlanırsa iyileşme olasılığı o kadar artar. Belirtilerin tedavisiz geçirdiği süre uzadıkça kişinin eğitimi, işi ve ilişkileri daha fazla etkilenir. Oysa ilk psikotik dönemde başlayan bir tedavi, pek çok gencin okulunu bitirmesini, işine dönmesini ve hayatını sürdürmesini sağlar. Bu nedenle bir yakınınızda içe kapanma, şüphecilik, garip düşünceler, uyku düzeninde ani bozulma ya da okul ve iş başarısında açıklanamayan düşüş fark ederseniz değerlendirmeyi ertelememenizi öneririz.

Muayenede neler konuşulur?

İlk görüşmede belirtilerin ne zaman ve nasıl başladığını, uyku, beslenme ve günlük işlevsellikteki değişiklikleri, madde ve alkol kullanımını, ailede ruhsal hastalık öyküsünü ayrıntılı biçimde konuşuruz. Çoğu zaman bir aile üyesinin gözlemleri tabloyu anlamak için çok değerlidir. Psikoza yol açabilecek tıbbi nedenleri dışlamak için kan tahlilleri ve gerektiğinde beyin görüntülemesi istenebilir. Değerlendirme süresince kişinin güvenliği ve kendini anlaşılmış hissetmesi önceliğimizdir.

Tedavi yolları

  • Antipsikotik ilaçlar: Sanrı ve varsanıları azaltmada etkilidir ve tedavinin temelini oluşturur. İlaç, yan etki profili ve kişinin önceliklerine göre seçilir; düşük dozla başlanıp gerekirse yavaş yavaş artırılır. Ağız yoluyla düzenli kullanmakta güçlük çekenler için uzun etkili enjeksiyon seçenekleri de vardır.
  • Yan etki takibi: Kilo artışı, kan şekeri ve kolesterol değişiklikleri, kas sertliği ya da huzursuzluk gibi yan etkiler düzenli olarak izlenir ve gerektiğinde tedavi değiştirilir.
  • Psikoeğitim: Hastalığı, erken uyarı işaretlerini ve tedavinin nasıl işlediğini anlamak, kişinin ve ailesinin sürece etkin biçimde katılmasını sağlar.
  • Psikoterapi: Psikoza yönelik bilişsel davranışçı terapi, kalıcı sesler ve inançlarla baş etmeyi kolaylaştırır.
  • Aile çalışmaları: Aile içi iletişimi güçlendirmek ve stresi azaltmak yineleme riskini düşürür.
  • Sosyal ve mesleki destek: Okula ya da işe dönüş, günlük rutinlerin yeniden kurulması ve sosyal becerilerin desteklenmesi iyileşmenin ayrılmaz parçalarıdır.

Ağır belirtiler, kendine ya da başkasına zarar verme riski veya kişinin temel bakımını sağlayamaması durumunda bir süre hastanede tedavi gerekebilir.

İlaç tedavisini sürdürmek

İlk psikotik dönemden sonra belirtiler geçse bile ilaç tedavisinin bir süre daha sürdürülmesi önerilir; çünkü erken bırakma yineleme riskini belirgin biçimde artırır. Tedavinin ne kadar süreceği, kişinin yaşadığı dönemin özelliklerine, yan etkilere ve kişisel tercihlere göre birlikte planlanır. İlacı kendi başına bırakmak yerine, yaşanan güçlükleri açıkça konuşmak çoğu zaman daha uygun bir çözüm bulmayı sağlar.

Aileler için öneriler

Psikoz yaşayan bir yakına sahip olmak aileyi de derinden etkiler. Sakin, kısa ve açık cümlelerle konuşmak, sanrılar hakkında tartışmaya girmeden kişinin duygularını kabul etmek, “korktuğunu görüyorum, yanındayım” gibi cümleler kurmak yararlıdır. Eleştiriyi ve yüksek sesli tartışmaları azaltmak, ev içinde sakin bir düzen sağlamak yinelemelerin önlenmesine katkıda bulunur. Aileler de bu süreçte yorulur; kendi destek ihtiyaçlarını fark etmek ve aile görüşmelerine katılmak önemlidir.

Damgalanma ve iyileşme

Psikoz yaşamış kişilerin önündeki en büyük engellerden biri, hastalığın kendisinden çok toplumdaki önyargılardır. Psikoz geçirmiş birçok kişi tedaviyle eğitimini tamamlar, çalışır, aile kurar ve topluma katkı sağlar. İyileşme yalnızca belirtilerin azalması değil, kişinin anlamlı bulduğu bir hayatı yeniden kurmasıdır. Bu yolda hedefleri küçük ve gerçekçi adımlara bölmek, ilerlemeyi fark etmek ve umudu korumak tedavinin kendisi kadar önemlidir.

Ne zaman beklemeden yardım almalı?

Yakınınız kendisine ya da başkalarına zarar vermekten söz ediyorsa, yemek yemeyi ve içmeyi bıraktıysa, seslerin kendisine zarar vermesini söylediğini anlatıyorsa ya da davranışları güvenliği tehlikeye atıyorsa beklemeden acil servise başvurun ya da 112'yi arayın.

Sık sorulan sorular

Psikoz geçiren biri iyileşir mi?

Evet. İlk psikotik dönem geçiren kişilerin önemli bir kısmı uygun tedaviyle büyük ölçüde iyileşir. Erken tedavi ve düzenli takip, iyileşme olasılığını belirgin biçimde artırır.

Şizofreni bölünmüş kişilik midir?

Hayır. Bu yaygın bir yanılgıdır. Şizofreni, gerçeklik algısı ve düşünce düzeniyle ilgili bir hastalıktır; birden fazla kişiliğe sahip olmakla bir ilgisi yoktur.

Psikoz yaşayan kişiler tehlikeli midir?

Psikoz yaşayan kişilerin büyük çoğunluğu kimseye zarar vermez; aksine şiddetin mağduru olma olasılıkları daha yüksektir. Tedaviyle risk daha da azalır.

Esrar gerçekten psikoza yol açar mı?

Yoğun ve erken yaşta başlayan esrar kullanımı, yatkın kişilerde psikoz riskini artırır ve psikoz geçirmiş kişilerde yinelemeleri tetikleyebilir. Tedavi sürecinde esrardan uzak durmak önemlidir.